skip to main |
skip to sidebar
oldu, evet çok güzel oldu...
dünya bir öküzün boynuzları ucunda duran mekan değildir, tersine dünya bir eşşeğin üzerine tüm cesametiyle kurulmuş öküzün ta kendisidir. elinde bir sopa ve ucuna astığı havuçla eşeği koşmak için kandırdığını sanarak kurulduğu yerde yaptığı işi unutup karşısında duran havucun azdırmasıyla eşeğin üzerinde tepinen garip bir yaratık. çektiği acıyla, bağlandığı kazığın çevresinde deli gibi koşturan eşeğin gözleriyse kopmak üzere olan ipten başka birşey görmüyor...
dört masanın önlü arkalı dizilmesiyle oluşturulmuş büyük bir masa, üzerine önce beyaz sonra üniversite mavisi ve daha küçük bir örtü serilerek oluşturulmuş gerekli ifadesizlik, arkasına dizilmiş, ciddi bir ifade takınmış, yaşını başını almış insanlar ve karşı duvar önünde duran çizim masaları arkasına dizilmiş insanların oluşturduğu bir toplantı. dinleme durumunda bulunanlar arasında rahat olmaya çalışarak konuşulanları içimden tekrarlayarak anlamaya çalışıyorum. listeler, yapılan hesaplar, sorumluluk almamak için önceden açıklanan kuralların sıralandığı bir toplantı, sınıfın duvarlarında yankılanan her söz kafamın içinde de yankılanıyormuş gibi hissediyorum, kurallar ardından liste bir kaç karışıklık sonrası okunmaya başlıyor, seslerine tarafsız bir ifade kattıkları halde tanıdığınız insanların o anda ne düşündüklerini dahası ne hissettiklerini anladığınızı zannediyorsunuz ve bundan hiç şüphe duymuyorsunuz, liste okunuyor ve çabucak bitiyor farkına varmadan ve şimdi ne olacak duygusu kaplıyor içimi, bu kadar tarafsız bir sunumun ardından bu kadar insan, birlikte sarfettikleri bunca emeğe rağmen ne paylaşabilecekler, bir iki temennî cümlesi bu gereksiz töreni sonlandıracak aslında, bütün tahmin edilesi cümleler kuruluyor ama dağılmadan önce çok da resmiyet içermeyen ve kurulması için uzun çaba harcanmamış gibi duran yine de söylenişinde sezilmesi hiç de zor olmayan bir samimiyet barındıran bir iki cümle insanların içlerindekini dökmesine yetiyor yine çok anlam ifade etmiyo cümleler ama gerçekten birbirlerinin gözlerine bakmaya başlıyor insanlar ve olmadığı sanılanları bile görüyorlar, kendi farketmediklerini bile, artık her sene farklı figürlerle tekrarlanan sıradan bir törenin dışına taşıyor toplantı ve tam yerinde sonlanıyor, akıllarda sadece bu ânın kalmasını istercesine.
bu müzenin orta bahçesinde bir temmuz sabahı gece uyuyamamaktan şişmiş gözlerimizle sıcak bir çay içmek istiyorum ve ardından atölyeye geçip dokuma yapan teyzelere ip tutmak istiyorum...