burada ilginç olan, hayatımda gördüğüm en güzel hayvanların bu müthiş fotoğraflarının yayınlanması değil tabii. üstü açık mekanlarda bulunduğumuz sürece biz insanoğlu da aynı muameleyle yüzyüzeyiz. peki biz 'fil'miyiz? biraz düşünmem gerek...üstelik herkesin kullanımına yavaşça açılan bu teknoloji kabaca söylersem en azından bir otuz yıllık geçmişe sahip. kullanıla kullanıla suyu çıkarıldıktan sonra bizim önümüze atılıyor. güzel di mi...
izleme mevzusu çokça tartışılan bir konu. herkesin aşağı yukarı bir fikri oluşmuş durumda. istanbul'a yerleştirilen güvenlik kameralarının nimetlerinden faydalandıkça taraftar sayısını artırıyor üstelik. bilgisayarım çalındığında polise giriş kapısını gören bir güvenlik kamerası yok mudur diye ısrarla sorduğumu hatırlıyorum:)
izlemenin insan hayatına yapabileceği etkileri anlatan devlet düşmanı filmi vardı. ilk izlediğimde pek bir bilim kurgu havası vermese de hadi canım bu kadar da olmaz diyerek kalkmıştım ekran başından. bir de bu işin dinleme yönü var tabi. ülkemizde hala yürürlükte midir bilmiyorum ama istihbatın mahkemeden çıkardığı her vatandaşın telefonunu dinleme kararı var. bu dinlemelerden daha çok devlet büyüklerimiz etkileniyor. iki sene önce yayınlanan bu makalede ilginç dinleme hikayeleri anlatılmış. hasan celal güzel'in tepkisi müthiş. artık bu da iş görmezse oynamanın vaktidir herhalde:
"Hasan Celal Güzel de dinlenmeye karşı "küfür" formülünü geliştirmiş. CHP'nin iktidara gelmesiyle birlikte İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı'ndan "kızağa" alınır Hasan Bey. 60 kişiyle aynı odada tek telefonu paylaşan Güzel, telefonların dinlendiğinden şüphelenince, telefon konuşmasına, "Beni dinleyenin de, konuşmamı banda alanın da, bandı çözenin de, ona bu emri verenin de, çözülen bant metnini okuyanın da..." diye okkalı bir küfür sallayarak başlarmış. Bir gün kendisini dinleyen görevli kapısını çalmış ve "Ben emir kuluyum" diyerek kendisine küfür etmemesini istemiş. Hasan Bey de, küfürleri sıralarken, "dinleyenin de..." demekten vazgeçmiş."
